" >

denizmavisiigibii:

image
image

Bir İhtihar Mektubu; Ağlamayın, içim ölüydü zaten benim gözlerimi kapatacağım sadece

raitohoshi:

İyileşmek mi?

Ama ben hasta değilim ki, kırık döküğüm.

Aynı şey değil, anlıyor musun?

-Frida Kahlo

mybrightstar1:

Ölüm, bir daha asla gelmeyeceğini bildiğin kişiye anlatacak çok şey biriktirmektir. Sesini bir daha duyamayacağın birinden şarkı söylemesini istemektir. Kokusunu bir daha içine çekemeyeceğin birisinden parfümü değiştirmesini istemektir. Ölüm beklemektir, belki ruhu gelir diye geceleri dua etmektir. Ölüm kaybettiğin kişiyi rüyanda görmek istemektir.

akliminicindekiler-deactivated2:

kaçmak ya da kaçmamak benim elimdeydi. yakalayamayacağımı bilerek koşmak yerine kaçmayı tercih ettim. hep kaçtım zaten. ben, bana anlam katabilecek ve huzura yakın ne varsa kaçtım. çünkü ben, kaburgalarımın arasına huzuru yerleştiren her şeyin bir gün zehir olup kanıma karıştığını gördüm. cehennemin provası gecelerim vardı, dişlerimin arası sızlardı ve hiç kimse yoktu. elli beş metrekare, kutu kadar, bir daire içinde bir şubat kenarında çığlık atarken kulağımda yankılanan sesim vardı. başımda bir ağrı, ayak uçlarımda sinsi bir karıncalanma.

ilacvezehir-deactivated20220115:

can içim, can sancım zahide’m;

“bu acı bizi öldürmez,” demiştin en son yaptığımız konuşmada. “tek cümleden konuşma mı olurmuş.” deme bana, bak kaç sene geçmiş silinmiyor hâlâ benim aklımdan. sen gel satırlarca susmalara inat avaz avaz konuşalım zahide. bundan iyi sebep mi olurmuş gelmen için, gelsen ya artık. balkonda oturup öylece ileriye bakmıştık, “bu acı bizi öldürmez. yaşamaksa yaşamak, nereye kadar gider bakalım.” demiştin. sigaranı söndürmüş, yanındaki saksıya dikmiş ve ayağa kalkıp tebessüm etmiştin. âh senin sigaraların, yanmak en güzel hâle gelirdi. yanmanın güzelliği ancak böyle anlaşılırdı. “yanmak hiç güzel olur mu.” deme bana, benim sana yangınım bâki. sen gel, benim sana yangınımın şerefine sigaraları yakalım. bundan iyi sebep mi olurmuş gelmen için, gelsen ya artık. senin tebessümlerin kadar acı çok az şey vardır belki şu dünyada, ama nasıl güzel. insan durduğu yerde ölmekten beter eden bir şeyi nasıl bu kadar sever, ben seviyorum zahide. sen gel, dizinin dibinde durayım da ölümlere bakalım sen bana gülerken. bundan iyi sebep mi olurmuş gelmen için, gelsen ya artık. çok güzel gülerdin, sahi gülümsemeni görmeyeli ne kadar oldu? canım yıkılıyor be zahide. “bu kadar tasa etme.” deme bana, benim canım sensin. nasıl kıyayım ben sana. sen gel, beni lime lime etsinler sesim çıkmaz. bundan iyi sebep mi olurmuş gelmen için, gelsen ya artık. herkese seni anlatır oldum şu son birkaç senedir. kaldırımda senin beslediğin miskin kediye, sahildeki sürekli uğradığın midyeci abiye, ışıklarda mendil satan ve sırf kutu kutu mendil aldığında üzülmesin diye havalelik hasta olduğun çocuğa, senin diktiğin çiçeklere… herkese ve her şeye bir parça sen bıraktım, sen gittiğin her yeri güzelleştirirsin diye. sen gel, ve her yere beraber gidelim. tüm dünya güzelleşsin. bundan iyi sebep mi olurmuş gelmen için, gelsen ya artık. kokunu aradım, sokak sokak cadde cadde gezdim de bulamadım. dünyanın bir ucuna da gitsem, bulamadım. buralar sen kokmuyor artık, zahide. sen gel, kokunu saklayayım göğüs kafesimin solunda. bundan iyi sebep mi olurmuş gelmen için, gelsen ya artık. ben seni arıyorum, anlatıyorum. durmadan ve ölürcesine senden bahsediyorum. ölürcesine bahsederken bu kadar yaşatan bir sen varsın herhalde şu dünyada. bana “zahide gitti.” diyorlar, inanmıyor kahkahalarla gülüyorum. tutturmuşlar şimdi de bir hastahane odasına kapatacaklar beni, seni anlattım diye. seni anlatmaktan güzel şey mi var şu dünyada? ilaçlar verip senin gelmeyeceğine inandırmaya çabalıyorlar. geçen gün yanıma gelen doktor, “zahide yok, gitti geri gelmeyecek.” dedi. ona da güldüm, kahkahalarla. sen gel, seninle beraber gülelim. bana inanmıyorlar, onlara varlığını göstermen gerek zahide. seni anlatmak nasıl bir şey, görmeleri gerek. mevzu sen olunca delirmek nasıl şerefli görmeleri gerek. bundan daha iyi sebep mi olur gelmen için, gelsen ya artık.

Canım yandığında kimsenin yanına gidemedim. Koydum kafamı dizlerimin üstüne, canım çıkana dek ağladım. Bir kişinin bile ruhu duymadı.

lorinlunares:

budenizdunyam:

Nefret dolu bakışlarla mutluluğunu izledim.

Kıskandım deli gibi…

(via ben-neanladim)

Anonymous said:

Sevmek nedir senin için

batakliktakigul:

Dostoyevski, Beyaz Geceler kitabının 122. sayfasında çok güzel söylüyor.

“Sevmek, güzel birine aşık olmak değil, o kişide bilmediğin bir zamanın, beklenmedik bir anında kendini bulmaktır.”

ruhumyokk:

İçimde ki o çocuğu öldürdüm. Ellerimde kanı var.

(via ben-neanladim)

aynalaracitir:

ölüm değil ama ölüme bu kadar yakın olmak korkutuyor beni. insanların yaşamak için verdiği onca savaşın ardından ölümün birkaç saniye içinde her şeyi anlamsız kılabilecek oluşu bütün duygularımdan arındırıyor beni, sadece korku kalıyor. her acının bu kadar anlamsız oluşu ama o acı için ömrümüzü harcıyor olmamız.. bunun bilincinde olup da o acıları geride bırakamamak var bir de, aldığın nefes ciğerlerine batıyor bu sefer de.

+